29 Aralık 2010 Çarşamba

...Yarım Kalan Yarınlarımız...

4 ay 11 gün 8 saat 58 dakika geçti.Geçerli bir sebebi olmadan bitti...Yeni başlamıştık hikayemize.Paylaşıp,anlatabileceğimiz daha çok hayallerimiz,yarınlarımız,umutlarımız vardı!

Önceleri seni görebilmek,sarılabilmek,kokunu içime çekebilmek için yumardım gözlerimi!Her kalktım rüyadan;içim biraz daha buruk,hayallerim biraz daha dağılmış ve özlemim bin kat daha artmış bir şekilde kalkardım.Ama yine de seni görebilmenin huzuru kaplardı bütün bedenimi!Sonraları acı vermeye başladı,baş edemez acı ve özlemle karşılaştım.Korktum geceleri gözlerimi yumup,rüyalarına dalmaya.Uyuma rolleri yaptım,sabahlara kadar bir o yana bir bu yana dönüp durdum.Yine ağlayarak uyandım.Seni her gördüm rüyada.Ama bu sefer özlemin,acının,öfkenin,yanlızlığın birikmiş haykırışlarını savuruyordum etrafa!

Girme rüyalarıma diye;her gece yalvardım Allah'a...Biraz zaman geçti görmedim,şimdi yine başladı.Her gece yine seni görüp,hasretinle başlıyorum günlerime.Bastırmaya çalışıyorum,hükmetmeye çalışıyorum.Bilmiyorum ne kadar başarılıyım ama savaşıyorum...

Ne sana gel diyebiliyorum,nede gelme.İnce bir çizginin ortasında kimsesiz kala kaldım.Kaybetmeye çalıştım bir umut,ufacık bir umut işte kalbime savaş ilan ediyor...

Yine de,yine de...Neyse!
Bizim hikayemiz biteli;bugün 4 ay 11 gün 9 saat 6 dakika oldu...

19 Aralık 2010 Pazar

Görülmez Kahramanlar

Farklı zamanların aynı kahramanlarıyız.Sen kendi hikayenin,bense kendi hikayemin baş rolünde belki de fark edilmeyen figüran rolünde oynuyoruz....
Olumlu yada olumsuz bütün davalarda yargılanıyoruz.Neden,niçinler yok,sebeplerin önemi yok sadece infaz var.Kendimiz dışında yetmeye çalıştığımız bütün davalarda müebbet hapis yada idamla sonuçlanıyor.Dönüp geriye bakamıyoruz sadece kaybettiklerimizin yanı sıra aldığımız cezanın nedenini bilmeden yediğimiz hükme üzülüp,kendimizi kahrediyoruz.Önem verdiklerimizin listesini tutmaya kalksak belki sayfalar yetmez belki de tek bir sayfaya bile sığmaz.Çabalarımız,emeklerimiz,gözyaşlarımız bir hiç misali kaybolur gider.
Unuttuğumuz,bize asıl lazım olan benliğimiz ise onca oyunun içinde bir kere bile olsa öne çıkmaz.Düşünülmez,akıla gelmez...O korkumuzla yüzleşmeye kalktığımız da,geriye dönüp bakma istediğimiz zaman yüzleşiriz asıl acı olanla.
Kendimiz,hayalimiz,başkaları için ertelediğimiz hayatımız bir gün çıkar karşımıza...İşte o an farkına varırız.Asıl acı olanın ne olduğunu ve kaybettiklerimizin geri gelmeyeceğini.Ertelediğimiz hayatımızın sonuna geldiğimizin...
Peki şimdi ne yapmak gerek!Acı tebessümle gözlerimizi sonsuzluğa kapamak mı? yoksa aslında var olmayanların olması için çabaladığımız zamana acımak mı? ya da sonucu değişmeyecek davaların yeniden yargılanmasını sağlamak mı?
Sen bütün yolları denedin ve sonuç ortada!Hala yargılanıyorsun ama aldığın hükümler aynı.Fark edilmeyen rolünle sonsuzluğa giden yolculuğun kalktığı vapurunu bekliyorsun...Anlaşılmadan,emeklerinin az da olsa bir karşılığını görmeden,kendi hayatının bir hiç için yok olduğunu fark ettiğin halde sadece mutlu olsunlar diyerek bekliyorsun...O küçücük,masum gözlerden dökülen gözyaşları da cabası...
Tek kazandığın yanın da bir tekçe ben olmam.Sen kendi oyununun perdelerini kapattığın zaman tebrik etmeye gelecek bir ben varım!

Benim oyunumun perdelerini kapattığım zaman kim olacak...Ben seni her oyunda hatırlatacağım da ya beni kim hatırlayacak....

Dediğin gibi bizim bizden başka kimsemiz yok!Biz bir bütünüz.