5 Ekim 2011 Çarşamba

sevdim seni..

Elimin içinde tutup,sımsıkı kapadım parmaklarımı....
İyisi de vardı kötüsü de!Gerçi sana dair her şey iyiydi,güzeldi,mükemmeldi.
Hiç sahip olamayacağım sıcaklığın,gülüşün,bakışların ve kokundu,ellerimin arasında sakladığım.
Kimselere açamadığım gizli yaramdın!Çoğu zaman kendime bile açamazdım...
Sakınırdım,kıskanırdım!
Kimseye söyleme ama aslında korkardım!
Senden,sana dair her şeyden mahrum kalmaktan korkardım!
Ama yinede her şeye inat delice severdim.Öyle bir sevgiydi ki bu;ne kimseye anlatılabilecek nede sana göstere bilecek.
Hani insanı ayakta tutan tek şey kalptir ya!O atmazsa,kan pompalanmazsa insan ölür,yaşayamaz
İşte benimki de öyle!
Tek fark ne biliyor musun sevdiğim?
İnsanı yaşatan kalp,beni yaşatan ise sendin!
Beni ayakta tutan senin varlığın ve damarlarımda dolaşan ise sadece sevgin.
Sen bilmesen de anlamasan da aslında ben senden ibarettim...
Şaka değil gerçek,inan buna!
Yoksa!Yoksa çeker miydim bunca eziyeti,acıyı,göz yaşını.
Yoksa izin verir miydim hayatımdan herkesi def edip,yolcularken senin kalmanı?
Benim olmayan yarim!
Sevdiğim!
Kıymetlim!
Hayallerim,umutlarım,dünüm,bugünüm,yarınım!
Ben seni nedensiz,sebepsiz sevdim...
Sorma sorularını,arama cevaplarını!
Eyer!
Eyer;inanmazsan,öğrenmek istersen,
Al eline silahı,çek vur beni alnımın tam ortasından!
Tek bir kirpik tanesi dahi kıpırdarsa yalandır!Yalandır sana dair,bana dair her şey...
Ama kızma benim nazlı yarim!
Tek bir damla yaş akar,
Oda bu hayatta seni bir başına bırakıp gittiğim içindir.
Yoksa senin elinden gelecek ölüm bile bana sunulan en büyük cennettir!
İşte!
İşte ben böyle sevdim seni...

26 Eylül 2011 Pazartesi

Kim miydim?



Yemyeşildim.Kıskanırdı herkes beni.Hele yağmur yağdığı zaman o su taneciklerinin damarlarımın arasında akıp gitmesi ayrı bir özellik taşırdı.Müziğin derinliklerine kendini kaptırmış,aşkla dans eden dansçı gibi;bütün damarlarımda ayrı bir edayla dolaşır ve akar giderdi.Güneşin en güzel,aydınlık hali üzerime doğduğu zaman her zamankinden daha güzel,canlı ve aydınlık dolu neşeyle süzülürdüm.

Sonra ince bir hastalığa yakalandım.Tedavisi yoktu!Zamanla bütün olduğum dalımdan yavaş yavaş ayırmaya başladı.Solmaya başladım.Eskisi gibi güzelliğim,canlılığım kalmamıştım.Herkesin imrendiği ben şimdi kimsenin umrunda bile değildim.Zayıfladım.Eski gücüm yoktu artık.Rüzgara doğru dimdik duran ben şimdi kokar,ürperir olmuştum.

O gün geldi.Yemyeşil rengim yerini sapsarı bir hale bırakmıştı.Damarlarımın gücü buruş,güçsüz hale döndü.Eskisi gibi rüzgara kafa tutamaz oldum.Her esen yelde biraz daha dalımdan kopar oldum.Sonra bir gün;o çok sevdiğim dalımdan kopup yere düştüm.

Sonra ne mi o oldu!Beni hastalığa düşüren o hastalık üzerime basıp geçti.Arakasına bile bakmadan gitti...İnce hastalığım ne miydi?

Aşk'tı...

26 Haziran 2011 Pazar

Zor Olucak Biliyorum

Aşk...
Asırlara destan olmuş,bütün kudretle peşinden koşup direktiğimiz,bedenimizi esir alan ve daha nice yaşanmışlıklara sebep olan duygu!Sahip olup heycanını tadmak istediğimiz,kah mutluluktan havalar uçuran,güldüren kah acıdan diri diri mezara gömen,ağlatan;hayatın iki yüzünü de aynı anda görmemizi sağlayan esaretlik.
İki kişiydik!Farklı zamanda,farklı yerlerde,farklı kişilerle yaşadık hikayemizi.Yarım kalmıştı.Denize bakan balkonda oturmuş öylece etrafı izliyorduk.Bir ara gökyüzünde ki yıldızları izleyip,sonra ona döndüm.Öylece durmuş bakıyordu.Gözleri dolmuştu.Bir kaç gündür yaşanlardan sonra adını koyamadığımız bir ilişkinin içerisindeydik ve bu durum onu fazlasıyla zor duruma sokmuştu.Anlaşılmıcak gibi değildi.Çünkü aynı şeyleri bende yaşıyordum.Her şey ortadaydı ama adı yoktu yada biz tanımlayamıyorduk..
Başımı tekrar gökyüzüne kaldırıp,en parlak olan yıldıza ve yanında ki sönük olan yıldıza bakıyordum...

-Aşk...Ne tuaf bir duygu!Beynini,kalbini,bütün bedenini esir almakla yetinmeyip birde geçmişe esir hale getirip,şuanı yaşamana engel olur,geleceğinide yok eder.Bir çift göze bütün ömrün boyunca bağlı kalırsın..

Başını çevirip beni izleme,ne dediklerime anlam vermeye çalışıyordu.Sessizce dinlemeye devam ediyordu,hiç bir tepki vermeden,pür dikkat bana odaklanmıştı.

-Gerçi hayatta ondan yana kalmıyor!En güçsüz,zayıf anında onu karşına çıkarır ve senden düşünmeni ister.Çünkü tercih yapmak zorundasındır.Karar veremezsin!Ne geçmişine git diyebilirsin nede şuanda yaşadığın zamana kal diyebilirsin..

İkimizde tercih yapmak zorundaydık.Anlamıştı;ne durumda olduğunu anladığımı ve benim de aynı durumda olduğumu.Kafamı çevirip gözlerinin içine baktım.Yaşlarla doluydu.Dokunsan;hınçır bir rüzgar gibi esip her şeyi dağıtıcak,içindeki bütün öfkeyi kusucak ve ailesini kaybeden çocuk gibi bütün gece bir köşeye sinip ağlıyacaktı.Dokunamadım...Çünkü insanın o anda isteyeceği en son şey acımayla bakan gözler,şefkat ve bir omuzdu.Öylece gözlerine kilitlenmiş,ona bakıyordum.Tek bir çıt bile çıkarmadan gözlerime bakmaya devam ediyordu.

-Zor biliyorum!Hayatta,aşkta hayatın boyunca pek yüzüne gülmez.Ne geçmişini ardında bırakmak istersin nede yanında olana tek bir kelime edebilirsin.Ama geleceğin senden bir tercih bekliyor...
-...
-Yaşananlar yaşandı yerde kalır.Sorulucak olan soruların,verilecek olan cevapların hiç bir anlamı yok.Çünkü kalp çoğu zaman içinde yaşadıklarını dilin telafuz etmesine izin vermez.Olduğun durumdan aksisini söylemesini ister,karşısındakinin de öle kabul etmesini.Geçmişin için geleceğini yok sayma,şuanki yaşamınıda yaşamıyormuş gibi farzetme.Ne olursan ol,ne durumda olursan ol,kalbin kime ait olursa olsun şuanı yaşıyorsun.Yok sayamazsın.
Kalbin hala atarken,bedeninin kimin yanında olduğunun önemi yok.Ruhun,beynin,kalbin doğru olanı sana gösterir.Sadece onlara kulak vermeyi bil!

Hala tepki vermiyordu.Sadece gözlerinden yaşlar damlamaya başladı...

-Geleceğin seni bekliyor!Ya geçmişin yanında olucak yada şuanın...Tercih senin.

Birbirimize bakmaya devam ediyorduk.Kafamı çevirip,oturdum yerden kalktım.Tam içeri giricekken,

-Dur!Şey...
-Tercihin ne olursa olsun,hep yanında olduğumu bil...

3 Mart 2011 Perşembe

Gerçek Olan Hangisi

İnsan geçmişin üstüne gelecek kurup yaşayamazmış!Bunu öğrendim sen yokken...Acı verdi,canımı yaktı ama öğretti.Hayat bu değil mi?Öğrenmek istediğin her şeyin en açık ve buruk halini gösteren zaman dilimi...Geçer gider.Yapabileceğin bir şey yoktur sadece bakakalırsın.

En azından benim düşündüklerim buydu.Öğrene bildiğim yada öğrendiğimi zannedip de,bunca zaman kendimi kandırdım.Bilmiyorum...
Ben ona bildiğim sandığım gerçeği söylerken o bana:
-''Geçmişin olmadan hiç bir geleceğin olmaz.Geçmişin üzerine geleceğini kurar ve yaşarsın'' dedi...

Doğru mu?Yani benim doğru bildiğim yanlış mı?O mu haklıydı ben mi?Kendimi mi kandırmıştım ben!

Ona kızmak için olmayan bir sebep,hayatımı düzene girmesini isterken bir engel ve yılların getirdiklerini kendi içim de ağırlığını hafifletmek için var olmasını istediğin bir ... bir,bir....

Siz biliyor musunuz?Doğru olan hangisi?
''İnsan geçmişinin üstüne gelecek kurup yaşayamaz mı?'' yoksa
''İnsan geçmişinin üstüne gelecek kurup,gayet te güzel yaşayabilir mi?''

7 Şubat 2011 Pazartesi

BÜTÜNLEŞEN DUYGULAR.........

İğrenç insanların;iki yüzlülükleri,kahpelikleri,adalet diye tanıttıkları adaletsizlikleri vardı...Kendi sundukları oyunları kendi kılıflarına uydurmuşlardı.Seyircilerin müdahale etme hakkı yoktu!Sadece çaresizce izlemekle yetiniyorlardı. Çünkü;kendi düşüncelerinde onlara ait bir dünya kurmuşlardı yada gördüklerini görmek istemediklerinden,hayallerinin hüsranla sonuçlanmamasından dolayı öyle kabul etmek istemişlerdi...

Benim dünyam da bu oyunların içinde küçük bir senaryoydu.Önceleri seyirci olarak izlemekle yetiniyordum.Bu küçük senaryonun baş kahramanı olacağımı tahmin bile edemezdim.Masumane gülüşlerinin,saf görüntüsünün,deli gibi sevgisinin,göz yaşlarının altında acımasızca oynanan oyunun bir parçası olduğumu;ezilen gururumun,yıkılan dünyamın farkında olmadan melek yüzlü şeytana,hiç düşünmeden dokunulmamış duygularımı sunmuştum.
Bu küçük senaryonun içinde oynanan oyunun aslında pek fazla değeri yoktu!Önemli olan yıkılan dünyam değildi.Çünkü her şeye rağmen o dünyamı tekrar kurmaya ve ona inat yasamaya hakkım vardı.Asıl önemli olan;namuslu gözüken kahpenin benden başka kahramanlarında;gerçek yüzünü göstermeden,tek varlıkları olan el değmemiş duygularını,ezmesi!..Kendi dünyasın da,kendi oyununu sadece kendini düşünerek bencilce sunmaya devam ediyor olması...

İlk başlarda kaybeden biz olabiliriz veya öle gözüküyor da olabiliriz.Fakat hiç düşünülmeden,farkına varılmayan küçük bir istisna var.Ezilen gururumuz olabilir ama kaybetmediğimiz ve ezilmesine müsaade etmediğimiz onurumuz,umutlarımız,hayallerimiz ve tamamen yitirmediğimiz duygularımız var,bütün senaryoların içinde saklı olan gizli kahramanların her zaman başı dik yürüyebildikleri bir yolları da var...

Bu denli aşağılıkkk olan insanların kaybedebildikleri çok şey var.Evet!Acaba kazandıkları,suratlarına tükürülen tükürükten başka ne var?Aslında suratlarına tükürülen insanların azda olsa gururu vardır.Bu karaktersizlerin hiç bir şeye sahip olmadıkları gibi bir tükürüğün bile suratların da hiç bir değer ifade etmeyeceği apaçık ortada değil mi?

4 Ocak 2011 Salı

Bir Gün

Ey Şanssss!!!

Saklandığın yerden bir gün çıkıp;uzaktan da olsa bir el salla,göz kırp,işaret yap,bir şeyler söyle ama uzaktansa olsa bir şekil de hayat çizgimin kenarından,kısa süreliğine de olsa bir geç,bir gözük olur mu?

Mesela bugün,yarın,diğer gün,bir sonra ki,daha sonra ki gün ama bir gün muhakkak gözük bir yerlerden...